Kist

Kist

Kist vücutta farklı organ ve dokularda oluşan ve içleri hava ya da sıvı ile dolu olan kapsül veya kabarcık gibi keseler olarak adlandırılır. Vücudun belirli bölgelerinde meydana gelen kistler, milimetrik boyutlarda olabileceği gibi zaman içerisinde büyüme gösterebilir ve bunun ardından tehdit edici durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. Kistler, bulundukları dokunun bir parçası değildir ve çevreleri cidar adı verilen kist duvarı kaplıdır. Bu zar ile kist, meydana geldiği doku ya da organdan ayrılır.

Kist iç kısmı iltihap ile dolu olması halinde apse olarak tanımlanır. Genel olarak bakıldığında birçoğu iyi huyludur ve herhangi bir şekilde kanserleşme eğilimi göstermezler. Bunun yanında çok büyük boyutlara sahip olmadıkları müddetçe belirtiye neden olmazlar. Buna rağmen fark edilen kistlerin belirli bir süre içerisinde yok olmadığı gözlenirse cerrahi işlemler ile müdahale edilmesinde fayda vardır. Özellikle küçük olmasına rağmen ağrı ya da buna benzer şikayetler gösteren kistlerin bir an önce alınması gerekir.

Kist Nedenleri Nelerdir?

Vücutta oluşan kistler çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelir. Yağ bezlerinin tıkanması ya da enfeksiyon gibi durumlar kist oluşumunda etkilidir. Tabi bunların yanı sıra herhangi bir neden gözetmeksizin kist oluşumu meydana geldiği de görülebilir. Ancak kist oluşumunda etkili olan faktörler genel olarak aşağıdaki gibi karşımıza çıkar;

  • Kalıtsal hastalıklar
  • Yağ bezeleri ve salgı kanallarında oluşan tıkanıklıklar
  • Hormonal düzensizlik
  • Kronik enfeksiyon ve iltihaplanmalar
  • Ailesel yatkınlık

Kist Çeşitleri Nelerdir?

Kistler genel olarak altında yatan nedenlere bağlı olarak kendini gösterir. Örneğin rahim ya da yumurtalık kistleri hormonal değenin bozulması ya da adet düzensizliği gibi durumlar nedeniyle ortaya çıkar. Bu tür kist oluşumlarına cerrahi işlemler ile müdahale edilse de altta yatan nedenlerin giderilmemesi kistin tekrar oluşumuna neden olur. Bu nedenle cerrahi işlemler ile kist alımı sonrasında kistin oluşmasına neden olan etkenleri de ortadan kaldırmak önemlidir. Peki, kist çeşitleri nelerdir? daha yakından göz atalım.

  • Yumurtalık ve rahim kistleri
  • Meme kistleri
  • Böbrek kistleri
  • Beyin kistleri
  • Deri altı ve deri üstü kistleri
  • Hidatik kistler
Gastrit

Gastrit

Gastrit genel olarak kişilerde beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkar. Belirtilerin erken fark edilmesi halinde tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Mide rahatsızlığı olarak da anılan gastrit, aşırı yağlı beslenen, çok sık asitli içecek tüketen ve bunun yanında çay ve kahve gibi içecekleri normalin üstünde içen kişilerde çok fazla görülür. Ayrıca stres, aşırı sinirlilik hali ve sürekli kötümser olan kişilerde de çok sık görülen bir rahatsızlık olma özelliğini taşır.

Gastrit Nedir?

Gastrit en kısa tanımı ile mide zarının iltihaplanması olarak karşımıza çıkar. Bu rahatsızlık “Helicobacter” adı verilen bakteriden kaynaklanır. Mideyi korumaya yardımcı olan asit dengesinin bozulmasına neden olan bu bakteri, asit dengesini bozarak zamanla gastirite yol açar. Bunun ardından ise kişi de çeşitli mide ağrıları, şişkinlik ya da iştahta azalma gibi durumlar meydana gelir.

Gastrit Neden Olur?

Gastrit her ne kadar “Helicobacter” adı verilen bakteri nedeniyle meydana gelse de yanlış beslenme ve yaşam tarzı, rahatsızlığın ortaya çıkmasında oldukça etkili bir konumda yer alır. Genel olarak baktığımızda ise gastrite neden olan etkenler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Aşırı sigara kullanımı ve alkol tüketimi
  • Non steroidal anti inflamatuar ilaçlar sınıfında yer alan aspirin ve ibuprofen gibi ilaçların kullanımı
  • Geçirilen ciddi kazalar ya da operasyonlar
  • Aşırı stres
  • Çeşitli virüsler, bakteriler ya da mantar enfeksiyonları
  • Gıdalara olan alerjiler
  • Radyasyon terapisi alınması
  • Yaşın ilerlemesi
  • Besin kaynaklı zehirlenmeler
  • Bağışıklık sisteminin kişinin kendi vücut hücrelerine zarar vermeye başlaması

Gastrit Tedavisi Nasıl Olur?

Gastrit tedavisi genel olarak ilaç kullanımı olmadan yapılmaya çalışılır. Çeşitli beslenme önlemleri ve yaşam tarzına ait alışkanlıklarda değişime gidilerek kişinin tedavi edilmesi mümkün olur. Buna göre tedavi sürecinde yapılanlar genel olarak aşağıdaki gibidir;

  • Gastrit tedavisinde öncelikle mide zarının tahriş olmasına neden olan tüm etkenler ortadan kaldırılır. Buna göre kahve, alkol ve sigara tüketiminin tamamen bırakılması ya da azaltılması gerekir.
  • Çok ciddi belirtilerin görülmesi halinde bir ya da iki gün boyunca yemek yenmemelidir.
  • Ancak belirtiler hafif ise sindirimi kolay olan besinlerin küçük öğünler halinde tüketilmesi uygundur.
  • Gastrit stres kaynaklı ise meditasyon ya da progresif kas gevşetme tekniklerinin uygulanması mümkündür.
fangus

Fungus

Fungus diğer adıyla mantar olarak tanımlanır ve çeşitli organizmaların vücuda girmesi ile ortaya çıkan bir cilt hastalığıdır. Vücuda giren organizmalar yerleştiği bölgede kuru ya da sulu deri, kızarıklık ya da kaşıntı meydana getirir. Mantarın tırnaklarda oluştuğu durumlarda ise deformasyon ya da renk değişimi meydana gelir. Bulaşıcı bir hastalık olması nedeniyle kişisel temizliğe ve hijyene önem verilmesi gerekir. Özellikle ortak kullanım alanlarında çok sık bulaşabilen hastalık, bu tür alanlarda daha dikkatli davranmayı gerektirir.

Fungus (Mantar) Hastalığı Bulaşma Nedenleri

Mantar olarak adlandırılan cilt hastalığının meydana gelmesine birtakım etkenler öne çıkar. Temas yolu ile bulaşan bir hastalık olması fungusun tehlikeli hastalık sınıfında yer almasına neden olur. Bu denli ciddi bir hastalık karşısında ise hemen herkesin dikkat etmesi gereken bazı önemli hususlar vardır. Şimdi, mantar hastalığı hangi nedenlerle bulaşır? daha yakından bakalım.

  • Fungus ortak kullanımın hakim olduğu alanların hijyenik olmaması nedeniyle bulaşabilir.
  • Bunun yanında daha önceden mantar enfeksiyonu yaşamış bir kişi ile temas edilmesi sonucunda da bulaşması mümkündür.
  • Ayrıca fungus bağışıklık sistemi zayıf kişilere de kolaylıkla bulaşabilir.
  • Mantar hastalığı bulaşmış hayvanlar ile temas edilmesi de hastalığın bulaşma nedenleri arasında yer alır.
  • Diğer yandan kortizon gibi ilaçların kullanımı da mantar hastalığına neden olur.

Fungus (Mantar) Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Fungus mantar hastalığının tedavisi uzman bir doktor eşliğinde gerçekleştirilir. Özellikle şeker hastalığı olan kişilerde ayaklar görülen mantar ciddi sorunların yaşanmasına yol açar. Ayrıca tedavi sürecine başlamadan önce gerekli tespit ve analizlerin de yapılması doğru olur. Çünkü mantar çeşitli deri hastalıkları ile karıştırılabilmekte ve bu nedenle de yanlış müdahaleler yapılabilmektedir.

Tedavi sürecinde genel olarak çeşitli ilaçlar, losyonlar ve kremler kullanılır. Ayrıca tedavi sırasında kişinin hijyenine önem vermesi ve özellikle mantar olan bölgeleri her zaman temiz tutması öncelikli hususlar arasında yer alır. Bunun yanında tedavi sonrasında da aynı temizlik ve hijyen sağlaması önem arz eder. Çünkü gerekli önlemlerin alınmaması sonrasında mantar tekrar nüksedebilir ve aynı sorunlar yaşanabilir.

 

Anxiety.

Disleksi

Disleksi kişinin bazı dönemlerde yaşadığı özel öğrenme bozukluğu olarak karşımıza çıkar. Kişi normal ya da üstün zekalı olmasına rağmen okuma, yazma veya dil becerilerinde problem yaşar. Disleksi genel olarak okuma bozukluğu şeklinde gözlemlenir ve kişide dikkat ve hafızayı önemli ölçüde etkiler. Meydana gelen bu sorun çocukların okuma ve yazmada güçlük çekmesine neden olarak arkadaşlarından geri kalmasına da neden olur. Böyle bir durumda her ebeveyn çocuklarına nasıl davranacağını bilmeli ve içinde bulunduğu süreç içerisinde bilinçli bir yol izlemelidir.

Disleksi Nedenleri Nelerdir?

Yapılan araştırmalar sonucunda disleksinin beyinde gerçekleşen bilgi işleme biçimi nedeniyle ortaya çıktığını göstermektedir. Çeşitli beyin görüntüleme cihazları ile yapılan taramalarda disleksi bulunan insanların diğerlerine göre beynin farklı bölümlerini kullandıkları gözlenmiştir. Bunun yanında disleksi kendiliğinde kaybolan ya da gelişim gösterilmesi itibari ile düzelen bir rahatsızlık değildir. Doğru bir yardım ile kişi okumayı öğrenebilir ve bu tür eğitimler farklı yöntemler ile gerçekleştirilir. Bunların dışında disleksinin ortaya çıkmasına neden olan etkenler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir;

  • Beyin Hasarı
  • Genetik nedenler
  • Nörolojik nedenler
  • Yapısal farklılık ya da bozukluklar
  • İşlevsel farklılık ya da bozukluklar
  • Yarıküre arası iletişim sorunları
  • Algısal nedenler
  • Görsel algılama ve işitsel algılama
  • Dilsel nedenler
  • Hafıza bozuklukları

Disleksi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Disleksi tedavisinde ilk olarak yapılması gereken hastalığın teşhis edilmesidir. Tanı konmasının ardından kişi kaç yaşında olursa olsun, uygulanması gereken bazı yöntemler vardır. Doğru bir yardım ile kişi okuma ve yazma konusunda yaşadığı problemleri giderme şansı bulur. Bir tedavi planlaması ise aşağıdaki süreçleri içerebilir;

  • Kişi hangi yaşta olursa olsun, okuma becerilerini geliştirmeye yardımcı olacak eğitimler verilmelidir.
  • Disleksinin işyerinde neden olduğu problemleri yönetmek ve buna yardımcı olmak için mesleki tedavi uygulanmalıdır.
  • Ayrıca kişiye talimatlar yazılı olarak değil, bunun tam tersi konuşarak anlatılmalıdır.
  • Bunların yanı sıra eğitim içeriğinde hatırlama ve öğrenmeye yardımcı olacak yöntemler üzerinde durulmalıdır.

Disleksi tedavisinde özellikle ailelerin sabırlı olması ve bunun yanında motive edici davranışlarda bulunması önemlidir. Ayrıca çocuklar için destekleyici oyunlar ile egzersizler yapılması da tedavinin başarılı sonuçlara ulaşmasına yardımcı olur.

bronşit

Bronşit

Bronşit, akciğerlere giriş yapan ve solunum yollarını meydana getiren bronş ve bronşiyellerin iç kısımlarında koruyucu bir mukoza tabakasının inflamasyonu olarak adlandırılır. Mikrobik ya da mikrobik olmayan iltihaplanmalara neden olur. Vücutta normal şartlarda bronşların iç kısmında yer alan mukozayı temizleyen bir sistem bulunur. Bu sistem sayesinde solunum yoluna giriş yapmaya çalışan yabancı maddeler uzaklaştırılır. Böylece mikrobik olan ya da olmayan ajanlar sistem sayesinde engellenerek iltihaplanma ortaya çıkmasının önüne geçilmiş olur.

Bronşit Nedenleri Nelerdir?

Bronşit genel olarak üst solunum yollarında oluşan enfeksiyonlar ve meydana gelen bu enfeksiyonların zamanında tedavi edilmesi sonrasında görülür. Oluşan enfeksiyonlar mikrobiyal ya da viral kaynaklı olabilir. Bunun yanında kirli hava ya da alerjik durumlara bağlı olarak da enfeksiyon oluşumu gözlenebilir. Diğer yandan bronşite neden olan bazı durumlar ise aşağıdaki gibidir;

  • Enfeksiyon hastalıkları
  • Çeşitli kimyasal ajanların solunması
  • Kronik solunum rahatsızlıkları
  • Sigara ya da buna benzer tütün ürünlerinin kullanımı
  • Tütün dumanına çok fazla maruz kalınması

Bronşit Tedavisi Nasıl Yapılır?

Bronşit tedavisinde öncelikle bronşlarda inflamasyona sebebiyet veren faktörlerin belirlenmesi gerekir. Bu faktörler belirlenmeden tedavi aşamasına geçilmesi iyileşmeye katkıda bulunamayacağı gibi floranın bozulmasına da neden olabilir. Bu yüzden ilk olarak hastalardan balgam ve sürüntü örnekleri alınır ve incelenir. Bu şekilde bronşite neden olan etkenler tam olarak belirlenir ve buna göre bir ilaç tedavisine başlanır.

Tedavi aşamasında bol sıvı alımı ve istirahat oldukça önemlidir. Bronşların aşırı duyarlı bir hale gelmesi sonucunda bazı hastaların astım ilaçları kullanması gerekebilir. Hastada astım söz konusu olmasa dahi bu yola başvurulabilir. Ayrıca şiddetli bronşit durumlarında solunum sıkıntısı çok fazla olduğu için bronkodilatör ilaçlardan yararlanılır. Bu ilaçlar bronşları genişleterek solunumun rahatlamasını sağlar.

Diğer yandan astım ya da alerjinin olduğu durumlarda hastalara kortikosteroid veya antihistaminik ilaçlar verilir. KOAH şeklinde kronik hastalığı olan kişiler için de bronşit ve semptomatik tedavilere ek hastalığa neden olan faktörlere uygun olarak bilinçli bir tedavi uygulanır. Tedavi süreci uzman hekim tarafından periyodik olarak takip edilir. Tabi bunun yanında hastaların hekim tavsiyelerine eksiksiz bir şekilde uyması büyük bir önem arz eder.

varis

Varis

Varis, kadınlarda daha sık görülen ve yaş aldıkça görülme sıklığı artan bir toplardamar sorunudur. Şişmiş, bükülmüş bir şekilde deri altından görülür. Mavi ve koyu mor renkli olup genleşip kıvrımlar yapmış haldedir. Başlangıçta damarlar genişleyip şişer. Sonrasında damar paketleri hatta damar çatlamaları görülür. Birçok insanda görülen bir sorun olan varis, ilk etapta görüntü olarak rahatsızlık verse de sonraki aşamalarda ağırlara da neden olur.

 

Varis Neden Olur?

Varis oluşumunda birçok faktör rol oynamaktadır. Gebelik, uzun süre ayakta durma, şişmanlık, dar giysiler, hormon tedavileri, kabızlık, doğum kontrol hapları, yaşlılık ve genetik faktörler varis oluşumunda etkilidir.

Toplardamar kapakçığında ortaya çıkan yetmezlik durumu sonucu kan geriye kaçarak göllenir. Toplardamarda basınç artar, bacak ve diz altında damar şişer. Kıvrımlı bir hale gelen toplardamarlar varis halini alır. Kasıkta veya bacak düzeyinde ortaya çıkan varis toplardamar yetmezliğidir.

 

Varis Belirtileri

  • Bacaklarda damarların mor ve mavi renk alması
  • Damarlarda şişme ve kıvrımlar
  • Ağrı
  • Bacaklarda şişlik ve ağırlık hissi
  • Bacaklarda uyuşukluk
  • Varisli bölgede kaşınma

 

Varis Çeşitleri

Görüntüsü ve ilerleyen aşamada yarattığı ağrı ile son derece rahatsız edici bir sorun olan varisin ortaya çıktığı damara göre çeşitleri bulunuyor. Bunlar;

  • Kılcal damar varisleri
  • Retiküler varisler
  • Büyük toplardamar varisleri

 

Telenjiektazi olarak ta tanımlanan kılcal damar varisi kılcal damarların çatlaması ile ortaya çıkar. Retiküler varisler diz arkasında ve ayak bileğinde görülen mavi renkli hafif kabarık damar görüntüleridir. Büyük toplardamar varisleri, bacakta bulunan büyük toplardamarın çok kabarık, kıvrımlı, yeşilimsi ve morumsu bir hale gelmesidir.

 

Varis Tedavisi

Varis tedavisinde varis çeşidine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanıyor. Kullanılan yöntemler skleroterapi (damar içine köpük verme) veya transdermal lazer tedavisidir. Amaç estetik bir görünüm oluşturmaktır. Transdermal lazer tedavisi, ince kılcal damar varislerinde (1 mm’den az kalınlık) kullanılmaktadır. 1 mm’den daha kalın varislerde skleroterapi tedavisi uygulanır. Her iki yöntem birbirinin alternatifi değil birbirini tamamlayan tedavilerdir. Seanslar halinde uygulanan tedavide seans sayısı hastadan hastaya değişir.

Varisli damarların çıkarılması geleneksel tedavi yöntemi olup zahmetli ve iyileşme süreci uzundur.

Ülser

Ülser

Ülser, mide veya onikiparmak bağırsağında oluşan tahrip ve doku kaybı olup aşınmaların yara halini almasıdır. Mide iç çeperleri mide asidi veya pepsin tarzı sıvılar tarafından parçalanır. Enflamasyon olarak tanımlanan bu yaralar onikiparmak bağırsağında daha yoğun olarak görülmektedir.

 

Ülser Nedir?

Sindirim sistemi hastalıklarından olan ülser, mide asidinin aşırı üretilmesi sonucu mide veya onikiparmak bağırsağının iç kısmının parçalanması ve yara oluşmasıdır. Ağrı ve yanma ile başlayan mide zarı enfeksiyonu olup kendiliğinden geçmeyen tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

 

Ülser Nedenleri

Mide işlevini yerine getirirken koruyucu mekanizmaları ile kendini korumaya alır. Midenin iç kısmında yer alan koruyucu mekanizma katı bir tabaka halindedir. Ülserin en büyük nedeni bu katı tabakayı delen ”Helicobacter Pylori” bakteri türüdür. Koruyucu tabakanın delinmesi ve aşırı mide asidi üretimi sonucu mide korunması hale gelerek yaralar oluşur. Ülser nedenleri şunlardır;

  • Sağlıksız ve dengesiz beslenme
  • Aşırı tuz tüketimi
  • Aşırı sinir ve stres
  • Karaciğer yetersizliği
  • Kalp rahatsızlığı
  • Sindirimi zor besinlerin aşırı tüketimi
  • Uzun süre aç kalma
  • Besinleri yeterince çiğnememe
  • Yorgunluk
  • Uykusuzluk
  • Besin hijyenine dikkat etmeme
  • Mideyi fazla doldurma
  • Genetik faktörler

 

Ülser Belirtileri

Karın bölgesinde ve midede rahatsızlık hissi ve ağrı ülserin ilk belirtileridir. Ağrıya bulantı da eşlik edebilir.

Mide ülseri yemekle giderek kötüleşir ve yiyecekler daha midede iken ağrı başlar. Acılı ve baharatlı yiyecekler rahatsız eder. Yemek yemek ağrılı bir hal alır. Mide ülserinde hasta yemek yiyemediği için kilo verir.

Onikiparmak bağırsağı ülseri yemek yendiği sürece hastanın rahatladığı ve belirtilerin azaldığı bir hastalıktır. Ağrı genelde mide boşken veya yemekten birkaç saat sonra başlar. Onikiparmak bağırsağı ülserinde hasta yemek yediği sürece rahatladığında kilo almaya meyillidir.

Ülser belirtileri hastadan hastaya değişmekte olup birkaç dakikalık ağrılar yanında günler hatta haftalar süren ağrılar da görülmektedir.

 

Ülser Tedavisi

Erken dönemde ilaç tedavisi ile hızlı iyileşmenin sağlandığı ülser hastalığında ameliyat tedavisi nadir olarak görülür. İlaç kullanımı ile ülsere neden olan bakteri yok edilir ve mide asidi düzene sokulur. Diyet, ilaç tedavisi ve son aşama ameliyatla tedavi ülser tedavisinde başvurulan yöntemlerdir.

Stres

Stres

Stres, dünyada birçok insanın maruz kaldığı gerilimli bir süreçtir. Kişi herhangi bir tehditle fiziksel veya duygusal olarak başa çıkamaz. Günlük hayatı olumsuz etkileyen stres; sinir sisteminin stres hormonu salgılaması ile kan basıncının yükselmesi, kalbin hızlanması, kasların kasılması ve duyuların keskinleşmesi durumudur.

 

Stres Nedenleri

Duygusal iniş çıkışların neden olduğu stresin birçok nedeni bulunuyor. Belli başlı stres kaynaklarını şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Ölüm
  • Boşanma
  • İş kaybı
  • Evlilik
  • Parasal sorunlar
  • Kronik hastalıklar veya yaralanma
  • Sınav veya iş görüşmesi kaygısı
  • Alkol ve madde bağımlılığı
  • Ev taşıma, şehir değiştirme
  • Aile veya çevre baskısına maruz kalma
  • Hamileli, doğum
  • Doğal afetler
  • Tecavüz, şiddet veya hırsızlık gibi travmatik olaylar
  • Mükemmeliyetçilik
  • Yaşlı veya hasta bakımı
  • Bakmakla yükümlü olduğu kişilere karşı beklentileri karşılamaya çabalama
  • Karamsarlık
  • Esnek olamama, katı düşünme

 

Stres Türleri

Fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal belirtilerle yaşam kalitesini olumsuz etkileyen stresinin 3 türü bulunmaktadır.

 

Akut Stres: En yaygın görülen stres türü olup sınav, trafik kazası ve önemli bir belgenin kaybedilmesi gibi olayların neden olduğu stres türüdür. Kısa süreli olup dozajı arttığında insana zarar verir.

Episodik Akut Stres: Sürekli stresli ve telaşlı olma durumudur. Kişi işlerini bir türlü yetiştiremez, sürekli terslik yaşar ve fazla sorumluluk alarak kendini baskı içine sokar. Kaba, ters, endişeli ve öfkeli olmaya meyillidir. Episodik akut stres kalp hastalıklarını tetikleyebilir.

Kronik Stres: Bir türlü çözülemeyen sorunların neden olduğu stres türüdür. Son derece yıpratıcı olup kişiye eziyet verir. Çocuklukta yaşanan travma, zihinden atılamayan kötü anılar, çözülemeyen iş veya özel yaşam sorunlarından kaynaklanır.

 

Stresin Neden Olduğu Hastalıklar

Depresyon ve anksiyeteden cilt sorunlarına, kalp hastalıklarından sindirim sistemi, bağışıklık sistemi, uyku sorunu ve kilo sorunlarına kadar birçok hastalığa neden olabilir.

 

Stresin Tedavisi

Stres tedavisi, stres kaynağına ve yaşanan belirtilerin şiddetine göre değişmektedir. Basit rahatlama seanslarından başlayıp uzun süre hastaneden tedavi görmeye kadar farklı tedavi aralıkları ile süreç değişir. Dengeli ve sağlıklı beslenmek, kötü alışkanlıkları azaltmak, düzenli uyku, düzenli spor, stres kaynaklarını ortadan kaldırmak ve gerektiğinde psikolojik destek almak stres tedavisinde son derece önemlidir.

 

 

spor sakatlanmaları

Spor Sakatlanmaları

Spor sakatlanmaları, hem amatör hem de profesyonel sporcuların başına sıklıkla gelen olaylardan biridir. Spor yaparken dokularda, kemik, kas ve eklemlerde sakatlıklar oluşabilir. Özellikle rakiple mücadele eden veya temas halinde olan sporcularda, düzenli spor yapanlarda ve eklemleri zorlayan spor aktiviteleri ile uğraşanlarda sakatlanma riski vardır. Sakatlıklar dikkate alınıp tedavi ettirilmediğinde tekrarlanma veya kronikleşme riski ortaya çıkar.

 

Sporcu Sakatlıkları

En sık görülen sakatlanmaların başında diz sakatlıkları yer alır. Diz sakatlanmaları tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

 

Dizde görülen sakatlıklar;

  • Bağ gerilmesi veya yırtılması (Sprains)
  • Adale veya tendon zedelenmesi (Strain)
  • Diz eklemlerinde kıkırdak zedelenmesi

 

Yumuşak doku yaralanmaları;

  • Ezik, bere
  • Kan birikmesi
  • Açık yara
  • Kramp
  • Kas yaralanmaları
  • Lif kopması
  • Tenosinovit
  • Tendon kopmaları
  • Bursit

 

Eklem yaralanmaları;

  • Zorlama ve incinme
  • Eklem içi kanama (Hemartroz)
  • Burkulma
  • Çıkık

 

Kemik yaralanmaları;

  • Açık veya kapalı kırık
  • Spiral kırık
  • Yeşil dal kırığı
  • Transvers kırık
  • Ezik kırık
  • Delik kırık

Baş, boyun ve yüz yaralanmaları, damar tıkanıklığı, beyin kanaması, kafatası kırıkları, göz yaralanmaları ve burun veya kulaktan kan gelmesi spor sakatlanmalarından olup ilk yardım ve ardından acil müdahale gerektirir.

 

Spor Sakatlanmalarının Nedenleri

Spor sakatlanmaları; aşırı yüklenme, hatalı spor teknikleri, yetersiz veya kalitesiz ekipman ve yetersiz ısınma hareketleri gibi nedenlerle meydana gelen sakatlıklardır. Aşırı yüklenme, vücut dokularının kaldıramayacağı zorlanmalardır. Hatalı spor teknikleri, yanlış teknik kullanma sonucu dokulara fazla yüklenilmesi ile sonuçlanır. Yetersiz veya kalitesiz ekipman kullanımı, darbe önlemeye yönelik ürünlerin ve spor ayakkabıların yapılan spora uygun olmaması veya yetersiz kalmasıdır. Yetersiz ısınma hareketleri ise, kasların yeterince ısınmadan spora başlanması sonucu kasların rahat çalışamaması ve sakatlanmasıdır.

 

Aşırı kilo, kas zayıflığı veya dengesizliği, bacak boyunun farklı oluşu, eklem gevşekliği, yetersiz esneklik ve eklemlerin kontrol edilememesi sakatlanmanın dâhili nedenlerindendir.

 

Spor Sakatlanmalarında İlkyardım

Spor sakatlanmalarında “RICE” yöntemi en geçerli yöntemdir. Rest (dinlenme), Ice (buz), Compresyon (lokal basınç) ve Elevation (ödem kontrolü) kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Dinlenme, buz veya soğuk tedavisi, bandaj uygulaması, yaralı bölgenin kalp hizasından yukarı kaldırılması ve iltihap önleyici ilaç kullanımı gibi uygulamaları içerir. Kemik kırılması veya bağ kopması durumunda tıbbi müdahale yapılması gerekir.

sklerodermiya

Skleroderma

Skleroderma, bağ dokusu hastalıklarından olup ender görülen inflamatuar romatizma tipidir. Otoimmün hastalık grubunda olan skleroderma hastalığında bağ dokusu hücreleri aşırı aktiftir ve dokunun yapışmasına, kalınlaşmasına, sertleşmesine neden olan kolajen lif yığınları görülür. Dünyada ortalama 250 kişiden birinde görülen bir pediatrik formdur.

 

Skleroderma Çeşitleri

Skleroderma lokalize ve sistemik olarak iki farklı formda incelenmektedir.

 

Lokalize Skleroderma: Hastalık, kişinin vücudunun birkaç bölgesinde veya sadece cildinde görülür. Cilt yüzeyi balmumu yama veya çizgilerle kaplıdır. Kişiden kişiye değişen yoğunlukta görülmekte olup tedavi olmadan da hastalığın ilerlemesi durabilir.

Sistemik Skleroderma: Vücudun birçok bölümünü etkileyen tipidir. Sadece cildin etkilenmediği, sindirim ve solunum fonksiyonlarının da etkilendiği skleroderma çeşididir. Hatta bazı durumlarda böbrek yetmezliğine de neden olabilir.

 

Skleroderma Belirtileri

Sklerodermanın temel özelliği yüz ve parmaklarda derinin sertleşmesi ve kalınlaşmasıdır. Sistemik skleroz olarak ta tanımlanan skleroderma;

  • Ciltte sertleşme ve kalınlaşma
  • Deride ülser
  • Telenjiektaziler (Genişlemiş küçük damarlar)
  • Kalsinozis (Deri altında kalsiyum birikmesi)
  • Damar hastalığı
  • Raynaud fenomeni (Stres ve soğukta parmaklarda gözlemlenen renk değişikliği ve ağrı)
  • Akciğer tutulumu
  • Sindirim sistemi tutulumu
  • Böbrek yetmezliği
  • Kalp rahatsızlıkları
  • Depresif ruh hali

 

Skleroderma Teşhisi

Sklerodermada birçok organ farklı şekillerde etkilenmektedir. Bu nedenle tam olarak teşhisi bir uzman tarafından yapılır. Fiziki muayene, kan tahlilleri, kılcal mikroskopi, akciğer fonksiyon testi ve bilgisayarlı tomografi teşhiste kullanılan yöntemlerdir.

 

Skleroderma Tedavisi

Skleroderma tedavisiz zorlu bir süreç olup hastanın kişisel sorumluluk alması önemlidir. Tek başına ilaç kullanımı skleroderma tedavisinde etkili değildir. Kişinin iyileşme sürecinde aktif olarak sorumluluk alıp istekli olması beklenir.

İlaç tedavisinde vaskküler koruyucu ilaçlar kullanılır. Hastaya özel bir tedavi planının yapıldığı skleroderma, birçok uzman doktorun birlikte çalışarak tedavi sürecini yönettiği bir rahatsızlıktır.

 

İlaç dışı tedaviler arasında;

  • Egzersiz
  • Manuel lenfatik drenaj
  • Kas geliştirme eğitimi
  • Eklem mobilizasyonu
  • Solunum terapisi
  • İnhalasyon
  • Dayanıklılık eğitimi yer alır.

 

Destekleyici tedaviler ise; sigaradan uzak durma, ellere parafin banyo uygulaması, cildi nemlendirme, ağız ve diş hijyeni, hafif egzersizler, yoga ve meditasyon gibi rahatlama teknikleri bulunmaktadır.